“Ben” mi liderim, yoksa…?

Evet, devam edelim liderlik hakkında, liderler hakkında konuşmaya…

Ama çok söz söylendi bu liderler hakkında…
Yüzbinlerce kitap, binlerce eğitim…
Çoğu bize “mükemmel liderlik”ten ve “mükemmel liderler”den bahsettiler…
“Liderliğin 6 harika tipi”ni öğrendik, aslan liderin “8 prensibini” işittik… Ve tüm bu kitapların, eğitimlerin, teorilerin en büyük faydası ne oldu bize diye sorsak ve dürüst bir biçimde baksak kendimize, muhtemelen vereceğimiz yanıt şu olurdu: “Ben de bir başkasına bu 6 tipi ve 8 prensibi aklımda kaldığınca tekrarlayabildim… Ama bana, davranışıma başka pek bi etkisi olmadı”…

O yüzden eğer liderliğimizi geliştirmek, yani kendimiz ve başkaları için daha iyi birer lider olacaksak, veya liderlerin bunu kendileri için yapmalarına destek olmak için yola çıkan bir koçsak, başka bir şekilde olaya yaklaşmamız lazım… Ben, kendim, liderliğimi bir adım daha öteye nasıl taşırım, etkinliğimi bir parçacık olsun nasıl arttırabilirim, veya bir koç olarak destek olduğum kişinin bırazcık olsun kendi liderliğinde ve davranışlarında istediği yönde bir değişikliği yapmasına nasıl destek olurum, buna odaklanmamız lazım gibi gelmiyor mu size de, ne dersiniz? Bunu yapabilmek için de artık cümlelerin, eğitimlerin öznesine “Liderlik”i, kavramları, gerçekçi olmayan idealize projeksiyonları koymayı bırakıp, kendimizi, kendi liderliğimizi, kendi zayıflıklarımızı, kendi duygularımızı, endişelerimizi, hayallerimizi, kaynaklarımızı koymaktan başka şansımız yok gibi gözüküyor…

Yolculuğumuzun bu noktasında bunu nasıl yapabileceğimizi anlamamız için sizi okumaya birazcık ara verip kısa ve eğlenceli bir klip izlemeye davet ediyorum. Aşağıdaki klip Darren Brown adlı bir İngiliz NLP uzmanı ve şovmenin programından… İzleyelim ve sonra tartışmaya devam edelim:

https://www.facebook.com/video/video.php?v=3096766659447

Video’ya ilk tepkiniz ne? Benim aklıma gelenler şunlar:

– Bu iki kişiye posterlerini yarattıktan hemen sonra “siz bunu kendi özgür iradenizle ve yaratıcılığınızla mı yarattınız?” diye sorsaydık, ne yanıt verirlerdi? Kesinlikle evet! Ama gerçek ne? Tamamen “şartlandırmaların ve koşulların bir araya gelmesi ile”, güdülenmiş bir biçimde, tamamen tahmin edilebilir bir sonuç yaratıyorlar, ve bunun içerisinde neredeyse hiç özgür irade yok!
– Bu her ne kadar son bir saatte gözlerine onlar farkında olmadan sunulan imajların bir şartlanması gibi gözükse de, aslında bir reklamcı olarak yetiştikleri tüm ömürün, geçmişlerinin de şartlanmasını içeriyor.
– Buna göre aslında “ben yarattım” derken bahsettiğimiz bu “ben” ne acaba? Aynı şekilde “ben”im prensiplerim derken, neden bahsediyoruz? “Ben” buranın lideriyim, “ben” bunu istiyorum, “ben” sinirlendim, vs. derken bu “ben” dediğimiz şey gerçekten ne? Acaba aynen bu reklamcılar gibi biz de bir takım uzak ve yakın geçmişteki şartlanmalardan oluşan bir mozaik’e “ben” mi diyoruz? “Ben” istiyorum derken, bazı iç ve dış koşulların, yakın ve geçmiş şartlanmaların, travmaların, hayatla ilgili olaylar sonucu alınan kararların, spesifik bir durumda eksik kalan duyguların ve bu nedenle oluşan hayatta kalma stratejilerinin bir kesişim noktasından mı bahsediyoruz?

Liderlik yapan ne veya kim? Gerçekten? Bu yazıları okurken bana katılan veya karşı çıkan şey ne?

Tüm bunları düşününce şu soru aklımıza geliyor: Bu iki reklamcının başka bir şey yapma şansı var mıydı? Tüm koşulları oldukları gibi bıraksaydık, herşey aynı kalsaydı, bu iki kişi, yaptıklarından, ürettiklerinden başka bir şey yapabilirler miydi? Sanki hayır gibi, ne dersiniz? Ve yanıtın hayır olmasının en büyük nedeni de, bu iki reklamcının tüm bu şartlanmalardan, koşullanmalardan, ve onları güdüleyen koşullardan tamamen bihaber olmaları. Öyle ki, birisi siz bu yaptığınızı kendiniz yapmadınız, bunları başka yerlerden esinlendiniz, ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz dese, onunla ciddi biçimde kavgaya bile girişebilirler…

Tanıdık geldi mi? Peki sen, ey okuyucu, yaptıklarını, eylemlerini, kararlarını özgür iradenle mi alıyorsun? Eminsin sanırım dünya görüşünün sana ait olduğuna ve dünyanın da en iyi görüşü olduğuna. Bir kaç gün önce verdiğin o karar var ya hani, senin veya bir başkasının veya bir çoklarının hayatını etkileyen… Onu da özgür iradenle, prensiplerinin ışığında, kendi başına verdin… “Sen” verdin… Eminsin “kim” veya “ne” olduğuna… Düşüncelerinin nereden geldiğine… O düşüncelerin “sen”in olduğuna… Düşünenin “sen” olduğuna… Hmmm…

Peki, bu iki reklamcı, tüm koşullar aynı kalsa da, ne yapsa acaba, farklı bir şey yaratma şansına sahip olabilirdi? Neyi yapabilselerdi eğer, neyi becerebilselerdi, farklı bir sonuç yaratmak mümkün olabilirdi? En azından yine de aynı şeyi yaratsalar bile, Derren Brown onlara kendi yaptığı resmi paylaştığında, “tabi ya, şaşırmadık, demek ki bunun için o imajlar varmış” diyebilirlerdi?

… Okumaya devam etmeden, otomatik ve şartlanmış olarak, şimdi uyanın, nefes alın, ve bir dakika, olmadı bir an olsun, bu sorunun yanıtı üzerine düşünün 🙂 …
.
.
.

Resim

Ancak ve ancak, o yolculuk sırasında ne gördüklerinin, bilinçaltlarına işlenen o görüntüleri görmekte olduklarının farkında olsalardı… Kendileri aslında uyurken, uyanık oldukları gibi bir yalana, ilüzyona kapılmayıp, gerçekten uyanık olsalardı, bunun için çaba gösterselerdi… Üstlerindeki şartlanmaların farkına varmaya çabalasalardı, “ben” diye yaptıkları tanımların aslında sadece ve sadece “biriktirilmiş şartlanmalar” olduklarının farkına varsalardı… Durup da “ben bunu neden böyle yapıyorum ki” diye sorabilselerdi… “Ben” dediğim şey ne ola ki diyebilselerdi… Tüm bu içinde kendisini görmeden yüzdükleri koşullandırmalar, şartlandırmalar ve bunları tetikleyip hayata geçiren koşulların farkında olsalardı…

İşte o zaman bir şansları olabilirdi… Özgür iradelerini kullanmak için… Gerçekten orjinal, yaratıcı, geçmiş ve gelecekle koşullandırılmamış, mevcut şimdiki zamandaki ve gözlerinin önündeki gerçekliklere dayanan bir eylemde bulunabilmek için… Gerçekten “ben” dedikleri ve her zaman işlerine yaramayan tanımlarının dışına çıkabilmek için…

İçinde bulunduğumuz gelişim faaliyeti, mevcut şartlanmalarımızı kırıp, yerine yeni, bize daha fazla yarayacağını düşündüğümüz şartlanmalar koymak için manipülatif stratejilerden ibaretse, yaptığımız şey kendimizi, veya destek olduğumuz kişiyi, bir yalandan daha iyi başka bir yalana götürmekten ibaret olacaktır. Gerçek gelişim, gerçek özgürlük, gerçek liderlik, ancak şimdiki ana ve bu ana etki eden geçmişten gelen ve geleceğe uzanan şartlanmalara radikal bir farkındalıkla bakmadıkça gerçekleşemez maalesef…

Bu yüzden biz koçların görevi, destek olduğumuz kişilerin bu çok önemli soruları sorarken, “ben dediğim şey ne ola ki?”, “uğruna kariyerimi, ilişkilerimi, mutluluğumu feda ettiğim, değiştirmemek için nereyse yemin ettiğim davranışlarım, düşüncelerim, yaklaşımlarım nereden geliyor, neden bu kadar önemli, hangi karşılanmamış ihtiyaçlarım güdülüyor beni” ve bunların kardeşi bir çok soruyu sorarken yanlarında olabilmek, ve bu soruların araştırılabilmesine destek olacak kadar “prezans” geliştirmek… Yani bu soruları önce kendimize sormak…

14. Dalai Lama Tenzin Gyatso’ya bir eğitimde sormuşlar: “Geçmiş yaşamlarımız hakkında nasıl fikir sahibi olabiliriz?”
Dalai Lama her zamanki gibi önce tüm şefkati ile gülmüş: “Hoh hoh hoooo…. Şimdiki yaşamınıza bakın… Tüm o eski yaşamlarınızın sonucu olarak yaşıyorsunuz”…
Bir başkası sözü almış bu sefer: “Peki gelecek yaşamlarımız hakkında nasıl bilgi ediniriz o zaman?”
Yine gülmüş Dalai Lama: “Şimdiki yaşamınıza bakın… Şu anda gelecek yaşamlarınızı yaratıyorsunuz.”

 

Reklamlar

About Dost Can Deniz, MCC

MareFidelis’in kurucusu ve baş danışmanı olan Dost Deniz, Uluslararası Koçlar Federasyonu ICF’in en yüksek akreditasyon seviyesi olan Master Certified Coach derecesini alan Türkiye’deki ilk, dünyadaki 623 kişiden biridir. Aynı zamanda bir çok danışman, koç ve terapist yetiştirmiş olan ABD’deki Gestalt Institute Of Cleveland, Organizations & System Development Center’ın öğretim görevlilerindendir. ABD’de, Kanada’da, İsrail’de ve Türkiye’de profesyonel koç ve danışmanlar yetiştiren Dost Deniz, 3,000 saatin üzerindeki profesyonel koçluk deneyimi ile Türkiye’nin en deneyimli koçlarındandır. Dost aynı zamanda ülkemizde kurulan ve kendi başına ICF akreditasyonu olan ilk eğitim programı Eurasian Gestalt Coaching Programı’nın liderleri ve kurucularından biridir. Dost özellikle kurumların YK Başkanı, Genel Müdür, CEO, diğer “C” seviyesi ( COO, CFO, vb ) yöneticiler, GMY gibi tepe liderlerine destek olma konusunda uzmandır. Dost Deniz ayrıca bir çok tepe yönetim takımına ve takım liderlerine kurumlarını ileriye taşıyacak etkin birer takım olma ve oluşturma konusunda destek vermiştir. Lider gelişimi, grup ve takım oluşumu, kurumsal ve kişisel değişim, kişisel ve kurumsal farkındalık ve etkinlik, stratejik yönetim, Dost Deniz’in diğer çalışma alanları arasındadır. Kariyerini profesyonel koçluk yönüne doğru çevirmeden önce Dost Deniz çeşitli bankalarda orta ve üst düzey yönetici olarak çalışmıştır. Hemen hemen çalıştığı bütün kurumlarda kurumsal değişim ve gelişim projelerinde aktif rol almıştır. Son çalıştığı iki bankanın tüm hazine organizasyon yapısını kurmaktan sorumlu olan Dost Deniz, aynı zamanda bu bankaların hazine birimlerini yönetmiştir. 1999 yılında bankacılığı ve kurumsal yaşamı bırakan Dost Deniz, Türkiye’nin ilk koç firmalarından Marefidelis’i kurmuştur. Dost Deniz’in ilk kitabı “Cesur Sorular” Kasım 2003’te yayınlanmış ve en çok satan kitaplar arasına girmiştir. 4000’den fazla kişinin abone olduğu elektronik dergisinde ve çeşitli dergilerdeki köşelerinde yöneticilik ve yaşamla ilgili yazılar yazan Deniz, Orlando ABD’de yapılan Coachville 2004 Annual Conference’a konuşmacı olarak katılmıştır. Dost Deniz, aynı zamanda bir Qi Gong eğitmenidir.
Bu yazı Kurumsal Koçluk içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s